İçeriğe geç

Adam Smith’in kurucusu olduğu klasik felsefe merkantilizme karşı ne tür görüşler ileri sürmüştür ?

Adam Smith’in Klasik Ekonomi Felsefesi ve Merkantilizme Karşı Psikolojik Bir Bakış

Hepimiz, günlük hayatımızda ekonomik kararlar alırken yalnızca mantıklı bir şekilde hareket etmiyoruz. Bazen duygularımız, sosyal etkileşimlerimiz ve içsel algılarımız, bilinçli kararlarımızdan daha fazla belirleyici olabiliyor. Hangi ürünleri alacağımızdan, nasıl yatırım yapacağımıza kadar her şey, çoğu zaman bilinçaltımızdaki psikolojik süreçlere dayanıyor. Bu yazıda, ekonomi tarihinin en önemli figürlerinden biri olan Adam Smith’in klasik ekonomi felsefesinin, merkantilizme karşı geliştirdiği görüşleri, psikolojik bir perspektiften incelemeyi hedefleyeceğim.

Smith, sadece ekonomi teorilerinin değil, aynı zamanda insan psikolojisinin ve toplumsal davranışlarının da derinlikli bir analizini yaptı. Merkantilizme karşı ileri sürdüğü görüşler, sadece ekonomik sistemin nasıl işlediğini değil, aynı zamanda insanların nasıl kararlar aldığını, duygusal zekânın nasıl bir rol oynadığını ve sosyal etkileşimlerin ekonomik davranışları nasıl şekillendirdiğini de ortaya koyuyor. Psikolojik bir bakış açısıyla bu teorileri incelemek, ekonomik davranışlarımızın ardındaki bilişsel, duygusal ve sosyal süreçlere dair önemli ipuçları verebilir.
Klasik Ekonominin Psikolojik Temelleri: Merkantilizm ve İnsan Davranışı

Adam Smith, klasik ekonomi felsefesinin temellerini atarken, merkantilizme karşı önemli eleştirilerde bulundu. Merkantilizm, devletin ekonomi üzerindeki sıkı kontrolünü savunur ve dış ticaretin dengede tutulması için devletin müdahalede bulunmasını ister. Ancak, Smith’e göre, insanların doğal eğilimleri ve içsel motivasyonları, daha geniş ve özgür bir ekonomik düzene olanak sağlar.

Burada devreye, duygusal zekâ ve bilişsel süreçler girer. Merkantilist sistem, insanları çoğunlukla ‘bireysel çıkar’ üzerinden tanımlar. Yani, ekonomik aktörlerin yalnızca kendi çıkarlarını maksimize etmeye çalışacağı varsayılır. Ancak Smith, insanın yalnızca çıkarlarını takip etmekle kalmayıp, başkalarıyla olan sosyal etkileşimlerinde de empati ve işbirliği yapabileceğini öne sürer. Bu, daha doğru bir ekonomik düzenin bireylerin içsel motivasyonlarından ortaya çıkacağına dair psikolojik bir çıkarımdır.

Smith’in görüşlerinde, insanın sosyal bir varlık olduğu ve toplumsal ilişkilerdeki psikolojik mekanizmaların ekonomiyi şekillendirdiği önemli bir yer tutar. Merkantilizm, bireysel çıkarları ön planda tutarak, insanların birbiriyle işbirliği yapmalarını ve toplumsal faydayı gözetmelerini engeller. Smith ise, toplumların karşılıklı faydaya dayalı olarak gelişeceğini savunur.
Duygusal Zekâ ve Ekonomik Kararlar: Smith’in Toplum Anlayışı

Smith’in ekonomik görüşlerinde, bireylerin ekonomik kararlarını yalnızca “rasyonel çıkarlar” üzerinden almadığını görmek mümkündür. İnsanlar, toplumsal normlar, empati ve duygusal zekâ gibi faktörlere göre de hareket ederler. Merkantilizm ise çoğunlukla bu insani yönleri dışlayarak, yalnızca hammaddeyi elde etme ve ticaret fazlası yaratma üzerine kurulu bir yaklaşımdır.

Duygusal zekâ, insanların duygularını tanıma, anlama ve yönetme yeteneğidir. Ekonomik kararlar alırken, bir kişinin bu yeteneği, ona yalnızca kendi çıkarlarını değil, aynı zamanda toplumun daha geniş çıkarlarını göz önünde bulundurarak karar verme becerisi kazandırır. Smith’in ekonomi anlayışında, insanların duygusal zekâsı, toplumsal işbirliği ve piyasa mekanizmalarının doğru işlemesi için önemli bir faktördür.

Bugün psikolojik araştırmalar, duygusal zekâ ile ekonomik başarı arasında güçlü bir ilişki olduğunu gösteriyor. Meta-analizler, duygusal zekâ seviyesinin işyerinde başarı, finansal yönetim ve sosyal ilişkiler üzerinde etkili olduğunu ortaya koyuyor. Smith’in teorisi, aslında modern psikolojinin, bireylerin toplumda nasıl daha etkili bir şekilde işbirliği yapabileceklerini ve daha verimli bir ekonomik sistem oluşturabileceklerini anlamada ne kadar önemli olduğunu önceden sezmiştir.
Bilişsel Psikoloji: Merkantilizm ve İnsan İhtiyaçları

Adam Smith’in “doğal düzen” anlayışının, bireylerin bilinçli düşünme ve karar verme süreçleriyle nasıl bir ilişki içinde olduğunu anlamak için, bilişsel psikoloji perspektifine bakmak önemlidir. Bilişsel psikoloji, insanların dünyayı nasıl algıladıkları ve bu algıların onları nasıl yönlendirdiği üzerine çalışır. Smith’in görüşlerinde, piyasanın doğal olarak düzenlenmesi gerektiği savunulurken, insanların kendilerine ve çevrelerine dair belirli bilişsel varsayımlar taşıdığı gözlemlenir.

Merkantilizm, ekonomiyi devletin belirli kuralları ve gözetimiyle yönlendirmeyi savunur. Ancak Smith, insanların özgür seçimler yaparak, arz ve talep dinamiklerini doğal bir şekilde oluşturacaklarını öne sürer. Burada bilişsel önyargılar ve duygusal tepkiler, bireylerin daha verimli kararlar almasına olanak sağlar. Merkantilizmde ise bu bireysel kararlar engellenir ve insanların sosyal çevrelerine dair algıları daraltılır.

Özellikle belirsizlik yönetimi gibi bir kavram, bilişsel psikolojinin ekonomiyle bağlantısını kurmada önemli bir rol oynar. Merkantilizm, dış ticaretin denetlenmesi gerektiğini savunarak, belirsizliği sınırlamaya çalışır. Ancak bireylerin karşılaştığı belirsizliğe karşı nasıl tepki vereceği ve nasıl stratejiler geliştireceği, onların bireysel becerilerine ve toplumsal zekâlarına dayanır. Smith, toplumların bu tür belirsizliklere dayanarak daha sağlıklı bir ekonomik yapı kuracaklarını savunur.
Sosyal Etkileşim ve Toplum: Smith’in Sosyal Perspektifi

Adam Smith’in ekonomik görüşlerinin psikolojik açıdan en dikkat çekici yönlerinden biri de, sosyal etkileşim konusundaki vurgusudur. Smith, insanların ticaret yaparken yalnızca maddi kazanç sağlamadıklarını, aynı zamanda başkalarıyla etkileşimde bulunarak duygusal ve sosyal ihtiyaçlarını da karşıladıklarını belirtir. Ekonomi, sadece kuru bir çıkar ilişkisi değil, aynı zamanda sosyal bağlar ve güven duygusuyla işleyen bir yapıdır.

Bugün yapılan sosyolojik ve psikolojik araştırmalar, insanların sosyal bağlar kurma ve toplumsal onay alma gereksinimlerinin ekonomik davranışlarını büyük ölçüde şekillendirdiğini gösteriyor. Sosyal etkileşim teorileri, bireylerin ekonomik kararlarını alırken, yalnızca kendi kazançlarını değil, aynı zamanda çevrelerindeki diğer insanların bakış açılarını ve sosyal normları da göz önünde bulundurduklarını vurgular. Smith, bireylerin çıkarlarını toplumsal refahla ilişkilendirmelerini savunur ve bu, sosyal etkileşimlerin ekonomi üzerindeki rolünü psikolojik bir açıdan ele alır.
Sonuç: Ekonomik Davranışları Sorgulamak

Adam Smith’in klasik ekonomi anlayışı, sadece ekonomik sistemleri açıklamakla kalmaz, aynı zamanda insanların psikolojik süreçlerini de dikkate alır. Duygusal zekâ, bilişsel süreçler ve sosyal etkileşimler, ekonomik kararlarımızı şekillendiren temel unsurlardır. Merkantilizm, bu insanî boyutları göz ardı ederek, yalnızca çıkar temelli bir sistem kurar. Ancak Smith’in felsefesi, toplumsal işbirliği ve karşılıklı faydaya dayalı bir sistemin, hem bireylerin hem de toplumların genel refahını arttıracağına inanır.

Peki, sizin ekonomik kararlarınızı alırken duygusal zekânız ve sosyal etkileşimleriniz ne kadar etkili oluyor? Ekonomik sistemdeki özgürlük, bireysel kararlarınızı ne kadar etkiler? İçsel ve dışsal faktörlerin birbirini nasıl şekillendirdiğini düşündüğünüzde, özgür piyasa ile toplumsal düzen arasındaki ilişkiyi nasıl görüyorsunuz?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet giriş yap