İçeriğe geç

Sultan papağanı kestane yer mi ?

Kayseri’de Bir Sonbahar Akşamı: Sultan Papağanım ve Kestane Merakı

Kayseri’de sonbaharın kendini iyice hissettirdiği günlerden biriydi. Penceremin önünde duran sarı yaprakları izlerken elimde her zamanki gibi günlüğüm vardı. 25 yaşındayım ve uzun zamandır yaşadığım küçük büyük her şeyi yazıyorum. Bazen bir insanla konuşur gibi, bazen de sadece içimde birikenleri dışarı bırakmak için kalemi elime alıyorum.

O akşam günlüğümün başına oturduğumda yazacağım şeyin küçük bir olay olacağını düşünmüştüm. Ama bazı anlar vardır, küçücük bir hareket bile insanın içinde büyük bir iz bırakır. İşte benim için o gün, Sultan papağanım Maviş’in meraklı bakışlarıyla başlayan ve bana hayvan sevgisinin ne kadar derin bir duygu olduğunu yeniden hatırlatan bir gündü.

Maviş yaklaşık iki yıldır hayatımın bir parçasıydı. Sabahları onun sesini duymadan güne başlayamaz, eve geldiğimde ilk olarak onun kafesine yaklaşırdım. Onunla kurduğum bağ bazen çevremdeki insanların bile şaşırdığı bir seviyedeydi. Çünkü Maviş sadece evimde duran bir kuş değildi. Yalnız hissettiğim zamanlarda yanımda olan, sevincimi paylaşan küçük bir dosttu.

O gün mutfakta kestane hazırlıyordum. Kayseri’nin serin havasında sobanın sıcaklığı, mutfağın içine yayılan kestane kokusuyla birleşmişti. Bir an durup çocukluğumdaki kış akşamlarını hatırladım. Kestane kokusu bana hep ailemi, sıcak sohbetleri ve eski günleri hatırlatır.

Tam o sırada Maviş kafesinden bana doğru dikkatle bakmaya başladı.

Maviş’in Meraklı Bakışları ve Kestane Sorusu

Maviş’in en belirgin özelliklerinden biri meraklı olmasıydı. Yeni gördüğü her şeye yaklaşır, önce uzun uzun inceler, sonra küçük gagasıyla kontrol ederdi. Masanın üzerinde duran kestaneleri görünce de aynı şeyi yaptı.

Başını yana eğdi, gözlerini küçülttü ve sanki “Bu ne?” der gibi bana baktı.

O an içimde büyük bir heyecan oluştu. Bir yandan onun her şeye ilgi göstermesi hoşuma gidiyordu, diğer yandan da ona zarar verebilecek bir şey vermekten korkuyordum. Çünkü bir hayvanın güvenini kazanmak kadar, o güvene layık olmak da çok önemliydi.

Kendi kendime “Sultan papağanı kestane yer mi?” diye düşündüm.

Bu soru belki dışarıdan bakıldığında çok basit görünebilir. Ancak Maviş söz konusu olduğunda hiçbir şeyi gelişigüzel yapmak istemiyordum. Onun sağlığı benim için çok değerliydi. Küçük bir hata yapıp onun huzurunu bozma ihtimali bile beni endişelendiriyordu.

Hemen araştırmaya başladım. Kestanenin kuşlar için uygun olup olmadığını öğrenmeye çalıştım. Sultan papağanlarının beslenmesinde dikkat edilmesi gereken birçok nokta olduğunu biliyordum. Her insan yiyeceği onlar için uygun olmayabilirdi.

Bir süre sonra öğrendiğim şey şuydu: Sultan papağanları doğru şekilde hazırlanmış ve çok küçük miktarlarda olmak şartıyla bazı kestane parçalarını tüketebilir. Ancak bu, her gün verilecek bir yiyecek değildir. Tuzsuz, baharatsız ve sade olması gerekir. Ayrıca pişmiş kestanenin küçük bir parça halinde sunulması daha uygun olur.

Bunu öğrendiğimde hem rahatladım hem de mutlu oldum.

Çünkü Maviş’in merak ettiği şeyi ona güvenli bir şekilde tattırabilme ihtimali beni sevindirmişti.

İlk Kestane Denemesi: Küçük Bir Mutluluk Anı

Merhaba Blogcum okurları! Bugün sizlerle “Sultan papağanı kestane yer mi” konusunu ele alacağız.

Kestanenin çok küçük bir parçasını hazırladım. Elime aldım ve Maviş’in yanına yaklaştım. O an içimde garip bir heyecan vardı. Sanki yıllardır tanıdığım bir dostuma yeni bir deneyim yaşatıyordum.

Maviş önce geri çekildi.

Bu hareketine biraz güldüm. Çünkü onun karakterini biliyordum. Önce korkar, sonra merak eder, en sonunda dayanamaz ve yaklaşırdı.

Gerçekten de öyle oldu.

Birkaç saniye sonra kafasını uzattı ve kestaneye baktı. Sonra küçük bir dokunuş yaptı. Ardından bir parça aldı.

O an yüzümde istemsiz bir gülümseme oluştu.

Bazen hayatta çok büyük olaylar yaşamadan da mutlu olabiliyor insan. Bir kuşun yeni bir tadı keşfetmesi, sizin ona güvenli bir deneyim yaşatmanız bile kalbinizi ısıtabiliyor.

O akşam günlüğüme uzun uzun yazdım.

“Bugün Maviş’in gözlerinde merak gördüm. Ona yeni bir tat tanıttım. Küçük bir olaydı belki ama içimde büyük bir mutluluk bıraktı.”

Yazarken fark ettim ki aslında mesele sadece kestane değildi. Mesele, bir canlının hayatına sevgiyle dokunabilmekti.

Sultan Papağanına Kestane Verirken Dikkat Ettiklerim

Maviş’in kestaneyi sevmesi beni sevindirse de bunun ölçülü olması gerektiğini hiçbir zaman unutmadım. Çünkü bazen sevdiğimiz canlılara iyilik yapmak isterken farkında olmadan yanlış davranabiliriz.

Sultan papağanı kestane yer mi sorusunun cevabı sadece “evet” ya da “hayır” değildir. Önemli olan nasıl ve ne kadar verildiğidir.

Ben Maviş’e kestane verirken birkaç noktaya dikkat ettim.

Öncelikle kestanenin kesinlikle tuzsuz olması gerekiyordu. İnsanlar için hazırlanan bazı yiyeceklerde bulunan tuz, yağ veya baharatlar kuşlar için uygun olmayabilir. Bu nedenle ona kendi yiyeceğimden rastgele bir parça vermek yerine sade bir parça hazırladım.

Ayrıca miktar konusunda da dikkatli davrandım. Maviş küçük bir kuştu ve onun ihtiyacı olan şey dengeli bir beslenmeydi. Kestane onun ana besini değildi, sadece zaman zaman verilen küçük bir tattı.

Bu noktayı öğrenmek bana aslında başka bir şeyi de hatırlattı.

Sevgi sadece bir şey vermek değildir. Sevgi, verdiğin şeyin karşındaki canlı için gerçekten iyi olup olmadığını düşünmektir.

Bir Günlüğün Sayfalarına Sığan Dostluk

Maviş hayatıma girdiğinden beri birçok şeyi farklı görmeye başladım. Eskiden evde yalnız kaldığım zamanlar daha uzun gelirdi. Özellikle Kayseri’nin soğuk kış akşamlarında sessizlik bazen ağırlaşırdı.

Ama şimdi eve geldiğimde beni bekleyen küçük bir dostum vardı.

Onun sesi, hareketleri ve bazen yaptığı komik davranışlar günümün havasını değiştiriyordu.

Bir akşam işten yorgun geldiğimde moralim çok bozuktu. Gün içinde istediğim gibi gitmeyen bazı şeyler olmuştu. Kendimi başarısız ve mutsuz hissediyordum. O gün günlüğüme bile yazacak bir şey bulamamıştım.

Maviş ise her zamanki gibi kafesinin kenarına geldi.

Bana baktı.

Sonra hafifçe ses çıkardı.

O anda içimdeki bütün ağırlığın biraz azaldığını hissettim.

Belki de hayvanların en güzel tarafı buydu. Onlar sizin gününüzün nasıl geçtiğini bilmezler. Başarılı olup olmadığınızı, ne kadar yorulduğunuzu ya da hangi sorunlarla uğraştığınızı düşünmezler. Sadece sizin yanınızda olurlar.

Maviş’in o küçük hareketi bana umut verdi.

O gece günlüğüme şunu yazdım:

“Bazen hayatın en güzel desteği, konuşmadan yanınızda duran küçük bir dosttan gelir.”

Kestane Kokusu ve Unutamadığım O Akşam

Aradan zaman geçti ama o kestane akşamını hâlâ hatırlıyorum.

Çünkü o gün aslında sadece Maviş’e yeni bir yiyecek denetmedim. Onunla olan bağımı biraz daha güçlendirdim. Bir canlının bana güvenmesini, benim de onun ihtiyaçlarını önemsememi yeniden hissettim.

Şimdi her sonbaharda kestane kokusu geldiğinde aklıma aynı an gelir.

Maviş’in başını yana eğişi…

Küçük bir parçayı dikkatlice inceleyişi…

Sonra merakla yaklaşması…

Bu anlar benim için sıradan bir hatıra değil.

Hayatta bazı mutluluklar çok sessiz gelir. Büyük kutlamalara, kalabalıklara veya gösterişli anlara ihtiyaç duymaz. Bazen bir kuşun gözlerindeki merak, bazen onun size yaklaşması, bazen de sizin ona iyi bakabildiğinizi hissetmeniz yeterlidir.

Sultan Papağanı ve Kestane Hakkında Benim Öğrendiğim En Büyük Şey

Maviş sayesinde öğrendiğim en büyük şey şuydu: Bir canlıyla bağ kurmak dikkat ve sabır ister.

Sultan papağanı kestane yiyebilir mi sorusu benim için sadece beslenmeyle ilgili bir soru olarak kalmadı. Bu soru bana sorumluluğu, sevgiyi ve özen göstermeyi hatırlattı.

Bir hayvanın hayatına dahil olduğunuzda onun dünyasını anlamaya çalışmanız gerekir. Onun sevdiği şeyleri öğrenmek kadar, ona zarar verebilecek şeylerden uzak durmak da önemlidir.

Maviş bugün hâlâ evimde neşe kaynağım olmaya devam ediyor. Bazen sabahları beni uyandırıyor, bazen masamın başında yazı yazarken bana eşlik ediyor.

Günlüğümün birçok sayfasında onun adı geçiyor.

Çünkü bazı dostluklar kelimelerle anlatılmayacak kadar özeldir.

Benim için Maviş sadece bir Sultan papağanı değil. O, hayatımın en sakin dönemlerinde yanımda olan küçük bir arkadaş. Bir kestane parçasıyla başlayan o küçük an ise bana sevginin bazen ne kadar basit ama güçlü şekillerde ortaya çıkabileceğini gösterdi.

Kayseri’de serin bir sonbahar akşamında başlayan bu hikâye, benim için hâlâ sıcak bir anı olarak kalmaya devam ediyor.

“Sultan papağanı kestane yer mi” konusunda merak ettiklerinizi bu yazımızda ele almaya çalıştık. Blogcum okurları için daha fazlası yolda!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://polyannahaber.com https://puc.com.tr https://hul.com.tr Sitemap
ilbet giriş yap